Gitmesini bilmek…

Tagged Under : , , , , ,

Neredeyse 35 yıldır Beşiktaş’ta oturan benim gibi Fenerbahçeli biri için bile “Çarşı” her zaman özel bir gruptu. Beşiktaş maçları öncesi ve sonrası farklı “etkinliklerini” ve kimi zaman bir futbol grubundan beklenmeyecek “siyasal” tavırlarını, birçok kişi gibi izleme fırsatı buldum.

Fakat yaptıkları son hareket ile bence sadece spor camiasına değil, tüm topluma ciddi bir mesaj verdiler: Gitmesini bilmek…

Çarşı’nın kuruluşunun 25. yılı şerefine yapılan “Asi Ruh” belgeselinin gösterimi ardından tribün lideri Alen Markaryan yaptığı konuşmada, son dönemde yapılan spekülasyonlar ve eleştiriler nedeniyle grubun, Beşiktaş’ın önüne geçtiğini belirterek “artık çarşı yok” dedi.

Farklı ve futbol camiası içindeki “muhalif” duruşlarıyla gerçekten her futbol taraftarının saygı duyduğu bir grup yarattı, Çarşı. Çarşı son dönemde acı veren bir takım olaylarla anılsa da, her şeye rağmen, “her şeye karşı” olmasını da, durmasını da bildi.

Şimdi, büyük bir özeleştiri ardından, doğru ya da yanlış, gerekçesi ne olursa olsun, “biz gidiyoruz” diyebiliyor.

Türkiye’de kimsenin gitmediği, gitmeyi aklına bile getirmediği bir dönemde, bu davranışın ne kadar değerli mesajlar taşıdığını söylemeye gerek var mı?

Türkiye’de “jübile”, tekrar geri dönmek için yapılan ismini hatırlatma faaliyetine dönüştüğünden beri, kimse gidenlerin gideceğine de inanmaz oldu.

Ne spor, ne sanat, ne siyaset, ne de başka bir alanda kimse zamanında bırakmayı içine sindiremez, bizim ülkemizde. Bırakmayı, gitmeyi, zirvede terk etmeyi bilmez!

Çarşı’nın bu davranışı, bana bunları düşündürdü. Bu tavır, başka küçük çarşılar, hakiki/öz çarşılar, grupçuklar, “geri dönen efsaneler” yaratır mı bilemem…

Ancak şunu söyleyebilirim, birilerinin artık bu ülkede “gitme vaktinin geldiği zaman, gitmeyi bilmek” gerektiğini her alanda gösterebilmesi gerekiyor.

“Çarşı kendini feshetmiştir”: Çoktan fesholmuş, kurumsal ve bireysel yaşayan ölülere, bir parça düşünebilirlerse ne değerli bir mesaj!

Facebook’a bir rakip daha (!)

Tagged Under : , , , ,

     Tamam sıkıldık,sıkıldınız,sıkıldılar Facebook efsanesi bitti.Yinede yeni yeni interneti keşfedenler için hala umut var. Facebook tarzı bir site arayanlar veya daha anlık flörtler için  Speeddate uygun bir seçim olabilir.

     İnternete yeni merhaba diyen sitelerin kendilerini “Facebook’a yeni rakip” diye lanse ettiklerinide göz önünde bulundurursak bu sitede onlardan biri olabilir, ve Facebook’un ekmeğini fazla yiyemeyebilir.Bakıp göreceğiz.

Facebook çökmek üzere

Tagged Under : , , , , , , ,

Facebook’ta Mark Zuckerberg tekeli yüzünden kuruculardan biri istifa etti.
Facebook’ta teknoloji şefliği yapan Adam D’Angelo liseden beri arkadaşı olan Mark Zuckerberg’le yaşadığı anlaşmazlık sonucunda istifa etti. D’Angelo Facebook’un kurucularından ve ilk çalışanlardan biri olması sebebiyle istifası insanları derin bir şaşkınlığa uğrattı.

Ele geçen bilgilere göre Adam D’Angelo ya iş yerindeki pozisyonundan ya da Zuckerberg’in şirketteki tek elciliğinden dolayı istifa etmiş. Bu durum sanki bir müzik grubu çok ünlü olduktan sonra elemanlarından birtanesinin yüksek hayat standartlarına doyup gruptan ayrılmasını çağırıştırıyor.

Facebook’un ani yükselişi ve popüleritisi şirketteki eski havayı yok etmiş olabilir ve D’Angelo bu durumdan da rahatsız olmuş olabilir, yoksa liseden beri iki sıkı arkadaş olan Zuckerberg ve D’Angelo yollarını kolay kolay ayırmazdı.

Her şirket mutlaka zamanında bir kere olsa dahi bir sıçrama yapar ve popüler olabilir. Kimi çalışanlar şirketteki eski dekorasyona alışır ve o düzeni arar ama popülerlik ve parayla standartlar yükselince, dekorasyonda haliyle değişir. D’Angelo anlaşılıyor ki yeni dekorasyona pek alışamamış.

Zico Nedemek İstedi?

Tagged Under : , , , , ,

Fenerbahçe Teknik Direktörü Zico, Turkcell Süper Lig’de 2007-2008 sezonunda 2. olan takımında yeni sezonda kalmasının kendisi için zor olacağını açıkladı. Zico, Fenerbahçe’nin daha fazla deneyime ihtiyacı olduğunu belirtirken, “G.Saray’a yenilmek utanç değil” dedi.

Şimdi Hoca bu laflarla ne demek istiyor, tam olarak anlayan var mı?

Fenerbahçe her sene Avrupa kupalarına katılır. Son yıllarda şampiyonlar Liginin adeta gediklisi oldu. Futbolcuları ya Türk Milli Takımıyla, ya da kendi ülkelerinin milli takımlarıyla sayısız uluslar arası maç oynadılar. Bazı oyuncular neredeyse futbolu bırakma yaşına yaklaştılar. Yani kulüp de futbolcular da azımsanmayacak bir deneyime sahipler. Daha hangi deneyimin lazım olduğunu Hoca açıklasa da öğrensek.

Samimiyetle ifade etmek gerekirse, kendisi Fenerbahçe’den daha deneyimsiz. Diyeceksiniz ki, Avrupa’da başarı… Bence öyle abartılacak kadar bir başarı yoktur. Ben Fenerbahçeliyim. Takımımı iyi günde de, kötü günde de desteklerim. Ama eleştiririm de. Taraftar olarak buna herkesten çok hakkım vardır. Üstelik bunun bir taraftarlık görevi olduğuna inanırım. Avrupa’da yada Türkiye’de, başarı birincilik, yani kupadır. Türkiye Ligi, Türkiye Kupası, Şampiyonlar Ligi…

Fenerbahçe futbol takımı bu sezon müzesine kupa koyamamıştır. O zaman başarılı değildir. Öyleyse Zico da başarılı değildir. Avrupa’da ilk sekize girmeyi başarı olarak kabul etsek bile ben bu başarının Zico’dan çok futbolculara ait olduğuna inanıyorum. Futbolcular Avrupa arenası için ekstra motive olup o sonuçları almışlardır. Hoca’nın başarısı ancak oynattığı güzel futbol ve aldığı istikrarlı sonuçlarla ölçülür. Şampiyonluğa oynarken küme düşen takımlara bile puan dağıtan bir takımın hocasına başarılı demek mümkün değildir.

Galatasaray’a yenilmek utanılacak bir olay değil buyurmuş hocamız. Yerden göğe kadar haklıdır da, Galatasaray’ın son altı haftada antrenörünü gönderip de yenisini getirmeden, sırf futbolcularının çabasıyla Zico’nun takımına altı puan fark atması utanılacak bir durumdur. Eğer bundan utanmıyorsa sırf bu nedenle bile Zico’nun gönderilmesi gerekir.

Son söz, başarıyı sahiplenenler, başarısızlıkta başka taraflara bakmayacaklar.

Tamam mı, Devam mı?

Tagged Under : , , , , , ,

Her şey tadında ve kararında olursa, güzel oluyor, ilginç oluyor.

En güzel yemeği bile insan üst üste ve her gün yerse tadı ve lezzeti hissedilmez oluyor.

En güzel tabiat ortamında bile her gün kalınırsa, o güzellikler olağan hale geliyor, olağan üstülüğü hissedilmez hale geliyor.

İlginçliği ve güzelliği fark edilemez oluyor.
Hiçbir şeyi kararında bırakmayı bilemiyoruz.
Bir program tutuldu mu, neredeyse her gün, yani haftada dört beş gün gün.
Ve tüm geceyi kapsayacak şekilde ve üçer saat.
Hani derler ya kabak tadı verdi…
Var mısın yok musun isimli yarışma  programından bahsediyorum.

Haftada iki gün olsa,
Her program bir buçuk iki saat sürse;
Belki de uzun süre, birkaç yıl devam edebilirdi.
Ama artık, bıkkınlık verdi.
Gına geldi…
Show TV’de geceleri başka program seyredilemez hale geldi.
Sevimli Acun Ilıcalı’nın da yüzü eskidi.

Artık sorma zamanı gelmedi mi, ne dersiniz ?
Bitiyor mu, devam ediyor mu ?

Yüzde kaç, aptal kim?

Tagged Under : , , , , , , , ,

Ünlü yazarlarımızdan, -toprağı bol olsun- Aziz Nesin, zamanında bir laf etmişti:

Türkiye’nin %60’ı aptaldır.

Bunu hangi gerekçe ile temellendirdiğini bilemiyorum, ancak, kültürel birikim ve algı eşiğini baz aldığını tahmin etmekteyim. Irkçı ya da genetik bir temele oturttuğunu hiç zannetmiyorum, zira o durumda kendisiyle çelişecektir.

Tabii bu söz, çeşitli çevrelerde sıklıkla dile getirilmekle birlikte, oran konusunda bir mutabakat söz konusu değil.

%60 ila %90 arasında değişen oranlarda işitmişliğim var bu sözü. Hem de çok farklı toplumsal kesimlerden: Aziz Nesin’i çok sevenlerden, nefret edenlerine kadar; en liberalinden en muhafazakarına kadar.

Kişi, bu sözü genelde, ülke sınırları içerisinde okuduğu, duyduğu ya da bizzat yaşadığı kimi durumlarda; beklentilerinin çok ötesindeki davranışlarla yüzleşmesi ve bunların birikimi sonrasındaki patlama safhasında sarf eder. Ve ilginçtir, bu sözü söyleyen kimse de, daima nitelediği çoğunluğun haricindeki, akıllı ve zeki azınlıkta yerini almaktadır.

Ben de zaman zaman derinlere dalarım, insan, hayat, kainat gibi konularda. Çok kimse gibi.

Bir ara Einstein’den şunu okumuştum:

İki şeyin sonsuz olduğuna inanırım: Bir tanesi evren, diğeri ise insan aptallığı; ancak evren konusunda şüphelerim var.

Şimdi bu aptal varlığını tasdik eden ve kimi zaman fildişi kuleden ahkam kesen arkadaşlara bir sorum olacak:

Eğer, Jonathan Swift’in “İnsanları, içine fikir yürüterek girmedikleri bir durumdan fikir yürüterek çıkartamazsınız” yaklaşımına katılıyor ve yine Einstein’ın “sürekli aynı şeyi yapıp farklı sonuç bekleyenlere aptal dendiği” tespitini benimsiyorsanız,

yıllardır, bu aptal çoğunluğun sahip olduğu fikirlerini değiştirmek adına ne yaptığınızı söyler misiniz? Kullandığınız materyal ya da argümanlar değişse de,  daima fikir yürüterek bu aptal çoğunluğu değiştirmeye çabalamadınız mı?

Aziz Nesin farklı bir kesimi kastetmiş olabilir mi?

Öyleyse tekrar sormakta fayda var, “yüzde kaç, aptal kim?” sualini.

Belki de, Fuzuli’nin belirttiği “söylesem tesiri yok, sussam gönlüm razı değil” olayın özeti.

Yoksa, her şey…

hakikaten fuzuli mi?

Eğer Zico Giderse…

Tagged Under : , , , , , , , , ,

         Türkiye garip bir ülke. Garip olduğu kadar da zor. Yaşamak zor, geçinmek zor, nefes almak bile zaman zaman zor. Bütün bunlara rağmen yaşıyoruz işte hava bedava, su bedava. Haliyle garip bir ülkede yaşayınca insan sabah haber manşetlerinde de türlü gariplikler okuyor. İşte bu garipliklerden bir tanesi yine spor gündeminde yaşandı. Fenerbahçe kuvvetle muhtemel ZİCO ile yollarını ayırdı.

         İlk geldiği günden ilk sezonun sonuna kadar Şampiyon olmamıza rağmen ZİCO nun Fenerbahçe’den gitmesini isteyen belki de nadir OP yazanlarından bir tanesiyim ben. ZİCO nun Fenerbahçe’ye yakışmadığını ve klasının Fenerbahçe’de antrenör olmasına yetmeyeceğini, stajyer olduğunu ve Fenerbahçe’ye bir şey kazandırmayacağını defalarca yazdım burada.

         Bunları sadece ben yazmadım. İlk sezonun sonuna kadar geçen dönemde benim gibi düşünen bir sürü spor yazarı her başarısızlıktan sonra ZİCO ya git diyerek düşüncelerini tekrar kaleme aldılar. Bazıları da başarmış bile olsa ZİCO nun Fenerbahçe’de hoca olmaması gerektiğini yazmaya devam ettiler. Bütün bunlar olurken ZİCO yazılanı, çizileni her defasında TEKZİP eder gibi susarak ve Fenerbahçe’ye TAKIM KİMLİĞİ kazandırmaya çalışarak her gün başarılarına bir yenisini ekledi. İlk sezonunda yakalayamadığı Avrupa Başarısını da bu sezon yakaladı fakat bu başarı Fenerbahçe’nin Süper Lig Şampiyonluğuna mal oldu.

         İlk sezon GİT diyenlerin büyük çoğunluğu ise ŞL de oynanan ilk maçta Fenerbahçe süper bir oyunla İnter i devirdiğinde GİT demekten vazgeçtiler. Çünkü Fenerbahçe artık Avrupa’da takım gibi oynamaya başlamıştı. Her na kadar Süper Lig de işler iyi gitmiyor ve bunun sebebi de ZİCO oluyorsa da Avrupa’ya aç Fenerbahçeliler artık Süper Lig le fazla ilgilenmemeye başlamışlardı.

         Ve sonunda Fenerbahçe tarihi başarılara imza attığı ŞL den çeyrek finalde mavilere kaybederek elendi. İşte bu elenmenin ardından bir de Süper Lig de beklenmeyen bir kaç sonuç alınınca GİT deyip te Avrupa başarıları ardından susanlar yine köşelerinden hortlamaya ve GİT diye yazmaya başladılar. Kendi açımdan ZİCO ile olan problemimi ilk sezonun ardından rafa kaldırmış bir Fenerbahçeli olarak GİT yazmayacağımı da buradan sizlere söylemek istiyorum.

         Sonuç itibariyle gelinen noktada ZİCO nun UEFA resmi sitesinden Fenerbahçelilere veda gibi bir açıklama yapmış olması artık kuvvetle muhtemel olarak Fenerbahçe ile ZİCO arasındaki iplerin tamamen koptuğunun bir göstergesidir. Fakat bu durum yani ZİCO nun gitmesi Fenerbahçe için son derece faydasız bir durumdan öteye gitmeyecektir.

         ZİCO nun Fenerbahçe için önemi bu yıl Avrupa maçlarında bir kez daha belli olmuştur aslında. Çünkü takımın yapısını Brezilyalı futbolcuların üzerine kuran Fenerbahçe Hocanın da Brezilyalı olması ve Hocanın isminin tüm Brezilyalı futbolcular üzerindeki etkisinin çok fazla olması sebebiyle başarılar kazanmıştır. Şimdi ZİCO ya ilah gözüyle bakan bu futbolcuların ZİCO nun gidişiyle ne derece etkileneceklerini düşünmek bile gelecek olan hocanın isim olarak ZİCO nun isminin altında ezilmesi durumunda gün gibi ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla da bu yıl ZİCO nun gitmesiyle Fenerbahçe’nin Ligde ve Avrupa’da çıtayı daha yükseğe taşıma olasılığı maalesef çok ama çok azalmıştır.

         Eğer gerçekten ZİCO gittiyse Fenerbahçe’yi gelecek yıl ciddi bir kaos ortamı beklemektedir. Umuyorum ki Fenerbahçe yönetimi geçte olsa aklını başına alır ve ZİCO ile devam kararını kamuoyuna açıklar. Eğer ZİCO gittiyse gelecek yıl alınacak başarısız sonuçlardan sonra bu yönetiminde GİTMEMEK GİBİ BİR LÜKSÜ olmayacaktır.

Google Facebook’a Rakip

Tagged Under : , , , , , , , ,

Google,kullanıcılarını arkadaşalarıyla iletişim  halinde tutabilmek için bir hizmete başlıyor , facebook’a rakip olmaya hazırlanıyor .

Google, “Friend Connect” adlı yeni yazılımıyla, kullanıcıların kişisel profil ve uygulamalarını diğer web sitelerine taşıma olanağı sağlıyor.

Şirketin mühendislik direktörü David Glazer, henüz geliştirilme aşamasında bulunan uygulama ile her web sitesi sahibinin, sitesine küçük bir parça kod ekleyerek, karmaşık bir program yazmak zorunda kalmadan yeni sosyal uygulamalar elde edebileceğini belirtti.

Örneğin bir kullanıcının kendi web sitesinden ayrılmadan diğer arkadaşları veya kişiler ile iletişim halinde olabileceğini belirten şirket yetkilileri, kullanıcının web sitesini ziyaret edenlerin diğerlerinin yorumlarını okuyabileceklerini, kendi profillerine müzik ekleyebileceklerini ya da web sitesinin duvarında yazılı mesajları görebileceklerini kaydettiler.

Friend Connect’in Data Availability uygulaması da, kullanıcılara Yahoo, PhotoBucket, Twitter ve eBay aracılığıyla bilgi paylaşımı sağlayacak.

Gündelik hayatımızda  sürekli takip etmek zorunluluğu haline gelen bu teknolojik sosyal hayat bitmez tükenmez iletişim hizmetleri vermeye çalışıyor.

Sonuçta  uygulaması tabiki bizlere kalıyor ama ne yazıkki ister istemez  bu hizmetlerden faydalanmaktan   geri kalmıyoruz .hadi bakılım google kolay gelsin ..

Google Earth Casus mu?

Tagged Under : , , , , , ,

Google Earth bir savaş planı mı? Bizler “Google earth ” ı nasıl algılıyoruz önce buna bir bakalım.  Dünyanın indekslenen görsel  haritaları çağımızın olmazsa olmaz Atlası , sayesinde cep telefonlarına  yol haritaları işlenen gittiğin adrese  kadar bizlere yada kullanıcılara rehber olan bir bilgi yumağı .. Mouse ile oku, Türkiye’nin üzerine getirdiğinizde  ilginç  verilerlerle karşılaşıyorsunuz.  Örneğin tıklıyorsunuz  Edirne’yi mavi noktalar size  önemli yerleri işaret ediyor. Tekrar tıklıyorsunuz,  Selimiye  cami fotoğrafı karşınızda  ve diğer işlenen önemli mekanlar ..fakat bir farkla. Merak ediyorsunuz ve vakit ayırmışsınız gezinmeye devam ediyorsunuz , bir mavi nokta daha  ve karşınızda  Foto …Ahmet, bir tık daha  marangoz hüsrev   evet koskoca Dünya da edirne’nin tanıtımı bu .. bunu  aslına uygun olmasa da örnek verdim .Zira o kadar çok ki  Tüyap’ın hemen yanında kanatçı  Mustafa..! Bizim algımız ise fotoğtafta evimizi, okulumuzu, işyerimizi  bulmak, Olaya belediyecilik hizmeti gibi bakmak ya da turistlik bölgeleri taramaktan ibaret. Oysa kazın ayağı hiçte öyle değil.

Gelmek istediğim nokta ise  Google earth’a yapılan bu yapıştırmaların tamamen bireysel olması. Kişisel gayretlerle uğraşılmış ve yapıştırılmış bilgiler ve fotoğraflar. Peki bu kadar önemli bir platform  nasıl denetlenir ya da nasıl görsel  zenginlik  içeren önemli   mekanlar ve   turizm noktası gibi tanıtımlar kontrol  edilir. Google earth  Türkiye’nin tanıtım noktasıdır. Ben google’ya girdiğim zaman  Nepal’in  sütçü katırı  beni nasıl ilgilendirmiyorsa  İngiliz’i de  mavi noktada  arz-ı endam eden   dondurmacı Hüseyin efendi  ilgilendirmez. Yani bu konunun öncelikle  Turizm ve tanıtma Bakanlığınca denetlenmesi gerekir. Bunun yanında  Bilgi edinme kanunu çerçevesinde  en azından  kısa foto ve açıklamalarla  Valilikler ve yerel yönetimler tarafından desteklenmeli , beslenmelidir.

Bilgi ve fotoğrafların  birkaç ferdi el becerisiyle  ve fakat küçücük reklam kokan  yapıştırmalarının önüne geçilmelidir. Bugün” Youtube” u  yarın alternatif sitelere kilit vuranlar , esas  bu konuya öncelik vermelidirler.

 Google Earth  bir savaş  planımıdır. Teknoloji ile içimize kadar girenler  bazı marka arabaları, sahipleri hatta  yetkili satıcıları dışında  kitleyebildikleri (*) bir çağda , binaların bacasına kadar sayılan, yapılar  ne kadar emniyetlidir, aselsan’ın bir çalışması var mı? Bu da işin başka bir boyutudur. Bunun yanında yol haritaları ve askeri birimler ve garnizonlar  bizde  flulaştırılıp kapatılsa da dışarıdan izlenebilmektedir.   Google earth platformu , sürekli bir siyasi ve sosyal değişim geçiren Dünyamızda  önemli bir tehdit unsurudur.  Tekrar ediyorum  bir cümle ile youtube’yi  kapatanlar  önce , daha ciddi olan  bu konuyla ilgilenmelidirler.
(*) Mercedes   istediği  arabayı  çalıştırılamayacak şekilde  bloke etmek için programlanmış otomobiller geliştirmiştir. Bizim Devlet erkanı da bu arabaları tercih ettiğine göre varın fanteziyi sizler yapın. Son zamanlarda  kontrolden çıkıp  camları balyozla kırılıp ancak açılabilen  arabalardan ,komutanlarımızın arabalarına  kadar  içinde hangi dinleme ve takip etme mekanizmalarının olduğu meçhul   cihazların yerleştirildiği  hatta dinleme yapılabildiği  arabalar üzerinde  yol alınmakta. Eğer bu teknolojiyi taşıyan arabalardan birini kullanıyorsanız biliniz ki arabanın gerçek sahibi siz değilsiniz.

Yani ,  Google earth + sinyal = Büyük Tehlike

Google’da Üst Sıralara Tırmanma

Tagged Under : , , , , ,

Yeni bir site açtınız ve google‘da sitenizi aratınca esamesi dair okunmuyor. Peki ne yapacaksınız, kara kara düşünecek misiniz? Tabii ki hayır!
Peki neler yapmanız gerekli Google’da hızlı bir şekilde sitenizin çıkması için? İşte bu yazımızın konusu bu,umarım açıklayıcı bir şekilde yazabilirim.
Bu yazımızda SEO’nun en önemli amacını,yani Google vb. arama motorlarında üst sıralarda çıkmak. Eğer aşağıdakileri yaparsanız,büyük bir ihtimalle arama motorlarında üst sıralara yükselirsiniz.Peki neler yapmalısınız?

  • Sitenizde başka sitelerden kopya olmayan, orjinal içerik bulunmalı. Eğer içeriğiniz kopya ise, yazıya kendi yorumlarınızı katarak ve orjinal yazıya link vererek içerik hırsızlığı yapmamış olmalısınız.Çünkü arama motorları,özellikle Google kopya içeriği asla sevmez,kopya içerik görürse hemen cezalandırır.
  • Sitenizin konusuna uygun domain bulunmalıdır. Örneğin sitenizde “İyinet Webmaster Forumu 2008 SEO Yarışması” için yazılar yazıyorsunuz. Bu durumda domaininizin www.iyinet-webmaster-forumu-2008-seo-yarismasi.com şeklinde olması,Google’da hızlı bir şekilde indekslenmenize ve üst sıralara tırmanmanızda çok büyük yarar sağlar.
  • Siteniz tek konuya odaklı olmalı ve o konuda sağlam bir içeriğe sahip olmalı. Peki nasıl? Örneğin siteniz SEO konusunu işliyorsunuz. Bu durumda sitenizde “Tarkan’ın yeni albümü çıktı” şeklinde bir yazı yazarsanız,bu sitenize olumsuz bir katkıya sebep olur.
  • Kodların optimize edilmiş olması.
  • Konusu sitenize uygun sitelerden backlink. Bu hem Google Pagerank değerinize katkıda bulunur,hem de konunuzda daha yüksek sıralarda çıkmanıza katkıda bulunur.
  • Gerekirse SEO Danışmanları ile çalışın. Bu danışmanlar,sitenizi verdiğiniz kelimede belli bir sıraya getirmek karşılığı vereceğiniz ücretle çalışır. Fakat şu anda piyasada birçok dolandırıcı bulunmakta. Unutmayın ki en iyi SEO Danışmanları Webmaster forumlarında bulunur. Bu forumlara Türkiye’de örnek olarak İyinet Webmaster Forumu , R10 Webmaster Forumu , Zone.org vb. forumlar örnek olarak verilebilir.
  • SEO hakkında makaleler yazan sitelerde ki makaleleri okumalısınız. Unutmayın ki, 1000 bilginiz olsa da 1 bilene danışmak kimseye zarar vermez.
  • SEO Bilginizi test etmek için ise, İyinet Webmaster Forumu’nun bu sene ilk kez düzenlediği “İyinet Webmaster Forumu 2008 SEO Yarışması”,R10.Net‘in her yıl geleneksel olarak düzenlediği SEO yarışmalarına katılabilirsiniz. Böylece aynı konu hakkında arama motorlarında ne kadar üstte çıkabileceğiniz konusunda yarış yapabilirsiniz.

İçerik: “Grafikaze.net”